Publisher: Mersin University | e-ISSN: 2687-5101
Sketch: Journal of City and Regional Planning - S:JCRP: 2 (1)
Volume: 2  Issue: 1 - 2020
1.Cover

Pages I - III

2.Contents

Page IV

ARTICLE
3.Thinking The Change Process Of The Cıty Identity On Traditional Bazaars: Antakya-Uzun Çarşı As Case Study
Zehra Güngördü
doi: 10.5505/sjcrp.2020.40085  Pages 1 - 23
Bu çalışma Antakya Uzun Çarşı bölgesinde kent kimliğini oluşturan ögelerde zaman içinde meydana gelen değişimler ile küreselleşme ve kentsel müdahalelerin (planlama) bu değişim üzerine olan etkisini işlevler üzerinden ele almaktadır. Çalışma “Bir Kentin Kimliğinin Değişimi Geleneksel Çarşılar Üzerinden Nasıl İncelenir?” sorusundan yola çıkarak gerçekleştirilmiştir. Kent kimliğinin değişimini etkileyen etmenlerin küreselleşme ve planlama – kentsel müdahaleler olarak belirlendiği çalışmada 1930 ve 2015 yılları arasındaki işlevsel değişimin irdelenmesi amacıyla yapılan yazın taramasından, saha çalışmasından ve yüz yüze görüşmelerden yararlanılmıştır. İşlev değişimine yönelik mekânsal karşılaştırmalar için Coğrafi Bilgi Sistemine aktarılan veriler kullanılmıştır. Çalışma sonucunda geleneksel çarşıdaki işlevsel değişim üzerinde küreselleşme ile birlikte değişen tüketim kültürü ve planlamanın etkileri olduğu değerlendirilmiştir.
This study deals with the changes occurring in the elements of the city identity in the Antakya Uzun Çarşı region over time, and the effects of globalization and urban interventions (planning) on this change through functions. Study "How to Change the Identity of a City over Traditional Bazaars?" Based on the question was carried out. In the study where factors affecting the change of urban identity were determined as globalization and planning - urban interventions, the literature review, field study and face-to-face interviews were used to examine the functional change between 1930 and 2015. Data transferred to the Geographic Information System was used for spatial comparisons for function change. As a result of the study, it has been evaluated that the consumption culture and planning have changed along with globalization on the functional change in the traditional bazaar.

4.Collaborative Planning and Governance in Urban Renewal: Community Based Neighborhood Development, Pınar Mahallesi, Sarıyer, İstanbul
Safiye Özge Subaşı, Büşra Metin
doi: 10.5505/sjcrp.2020.02486  Pages 24 - 39
1980’li yıllardan itibaren, küreselleşmenin ve neoliberal politikaların sonucu olarak kentsel mekânların yeniden üretilme süreciyle birlikte, kentsel dönüşüm hem kavramsal olarak hem de uygulama boyutunda önem kazanmaya başlamıştır. Ülkemizde oldukça tartışmalı bir konu olan kentsel dönüşüm, temel olarak kentlerde yaşam kalitesinin yükseltilmesini ve bu kalitenin kentte yaşayanlara eşit bir şekilde dağıtılmasını hedeflemektedir. Uygulanan kentsel dönüşüm projelerinin sonuçlarına bakıldığında ise daha çok fiziksel iyileştirmeye yönelik müdahale ve yaklaşımların benimsendiği, dönüşümün sosyal boyutu, katılım ve organizasyon boyutlarının ihmal edildiği görülmektedir. Araştırma kapsamında, mülkiyet yapısı ve merkezi konumu ile dönüşüm potansiyeli taşıyan Pınar mahallesi çalışma alanı olarak seçilmiştir. Chris Ansell ve Alison Gash tarafından 137 işbirlikli süreç incelenerek geliştirilen işbirlikli yönetişim modeli, Pınar Mahallesi’ne uyarlanarak toplum tabanlı bir planlama yaklaşımı ile dönüşüm süreci tasarlanmıştır. İşbirlikli yönetişim süreci; gerekli altyapının oluşturulması, araştırma-karar verme ve uygulama süreci şeklinde üç ana aşamadan oluşturulmuş ve belirlenen iyi yönetişim ilkeleri ile desteklenerek her adımda maksimum düzeyde katılım ve uzlaşmanın sağlanması hedeflenmiştir. Süreç tasarımının, mevcut yasal çerçeve göz önünde bulundurularak; alana özgü alternatif çözümler üretilmesine imkân vermesi, bütün paydaşların etkin katılımını sağlaması, içerdiği geri besleme mekanizması ile esnek ve sürdürülebilir olması amaçlanmıştır. Model kapsamında karşılıklı güvenin inşa edilmesi, projeye bağlılığın, yüz yüze diyalogun ve ortak anlayışın gelişimi desteklenerek kentsel dönüşümde fiziksel iyileşmenin yanı sıra, kurumsal, sosyal ve ekonomik sorunları da kapsayan bütüncül uygulamaların iyi yönetişim ve işbirliği ile mümkün olduğu tespit edilmiştir.
After the 1980s, urban renewal has gained conceptually and practically importance with the process of reproducing urban spaces as a result of globalization and neoliberal policies. An overview of Turkey's urban renewal experiences has revealed that the interventions were developed by prioritizing physical improvements regardless of social and institutional dimensions. This study focuses on the Pınar neighborhood in İstanbul as the area holds a potential for a renewal project with its ownership structure and central location. The collaborative governance model, introduced by Chris Ansell and Alison Gash by examining 137 collaborative processes, was adapted to Pınar Neighborhood and a collaborative renewal process was designed with a community-based planning approach. Preparation, investigation and decision-making and implementation are developed as three main stages in the process. All stages in the process are supported by the principles of good governance to ensure maximum participation and consensus. This paper aims to provide alternative solutions based on neighborhood characteristics, to ensure the active participation of all stakeholders, and to be flexible and sustainable with the feedback mechanism it contains by considering the current legal framework in the process design. In the context of the collaborative governance model, not only physical but also institutional, social and economic development is provided by supporting trust-building, commitment to process, face-to-face dialogue and shared understanding.

5.Travel Behaviuor of Women to Markets in Rural Communities in Ayedaade Local Government Area of Osun State
Musilimu Adeyinka Adetunji
doi: 10.5505/sjcrp.2020.00719  Pages 40 - 55
This study examined the accessibility of women to markets in some rural communities in Ayedaade Local Government Area of Osun State. Both primary and secondary data were utilised for this research. Three sets of data were required. The first set of data focused on the socio-economic characteristics of rural dwellers with emphasis on gender composition, level of education and possession of personal means of transportation. The second data required focused on the travel pattern of rural population to markets taking into account attributes such as distance travelled, mode of transportation mostly used, average travel time and frequency of trip to market in a week. The last category of data elicited was based on constraint of women to access market centres in the region. Descriptive and inferential statistics were employed to analyse the data. Findings reveal that agricultural products and few manufactured goods are traded at Olufi central market in the study area. More than 60% of women relied on public transport services to convey their goods to markets. 30% of women in the rural communities trekked to markets and travelled several kilometres to engage in commercial activities. There is gender variation on transport mode to markets in the rural region of Ayedaade Local Government. Many of the rural population claimed that their agricultural produce decayed on transit because of infrequent operation of the transport services in the region. The study therefore recommends that there is need to provide community based transport services at subsidized rate for rural communities in Nigeria so as to enhance the accessibility of women to markets and participate in other productive activities in the rural areas of Nigeria.

KEYWORDS: Women; Accessibility, Development; Government; Planning.

6.A Review about the Problem of Vehicle Dependency in the Konya City Center
Mehmet Çağlar Meşhur, Sinan Levend
doi: 10.5505/sjcrp.2020.14633  Pages 56 - 71
Kent merkezleri üzerinde oluşan taşıt baskısının azaltılması hem yerleşme morfolojisinin korunması hem de yaya erişilebilirliğinin arttırılması adına önemlidir. Bu bağlamda, kent merkezlerinin yaya öncelikli ulaşım politikaları ile ele alınması, taşıt baskısını azaltacak düzenlemelerin yapılması ve kent merkezlerini toplu taşıma ile erişilebilir hale getirecek araçların geliştirilmesi gerekmektedir. Aksi halde yaya hareketini zorlaştıran ve kamusal alanların etkin biçimde kullanılmasını engelleyen sonuçlar ortaya çıkmaktadır ki bu sürdürülebilir ulaşım politikalarının özü ile çelişen bir durumdur. Türkiye’de ilk kent içi raylı sistem uygulamasının gerçekleştirildiği Konya kenti, geçmişte kent merkezinin taşıt öncelikli yaklaşımlarla ele alınması sorununu deneyimlemiş kentlerden biridir. Yavuz Taşçı-Haluk Berksan Planından (1966) itibaren üzerinde durulan bu sorun, toplu taşıma sistemlerinin geliştirilmesi, kent merkezi çevresinde alternatif yolların oluşturulması, bisiklet kullanımının yaygınlaştırılması ve yayalaştırma uygulamaları ile çözülmeye çalışılmıştır. Ancak 2010 yılında kentin simgesel açıdan en önemli noktalarından birinde yapılan yol düzenlemesi ile kent merkezinde taşıt baskısının azaltılmasına yönelik çabalarla ters düşülmüştür. Trafik sıkışıklığı gerekçe gösterilerek gerçekleştirilen düzenleme ile kısıtlı bir alandaki yol altyapısının iyileştirilmesine ve daha öncesinde yayalar açısından daha güvenli olan yol formunun doğrusallaştırılmasına odaklanılmıştır. Sürdürülebilir ulaşım politikaları çerçevesinde kent merkezinde taşıtlar için ayrılan alanların azaltılması ve taşıt trafiğini kısıtlayıcı önlemler alınması gerekirken taşıt trafiğinin rahatlatılmasını ve hızlandırılmasını amaçlayan düzenleme sonucunda yaya ve bisiklet kazalarında ciddi bir artış yaşanmış ve kamusal alanlar arasındaki ilişki zayıflatmıştır. Çalışmada öncelikle kent merkezlerinin planlamasında göz önünde bulundurulması gereken ulaşım ilkeleri ortaya konmuş, devamında Konya kent merkezini etkileyen ulaşım kararları genel çizgileriyle açıklanmıştır. Çalışma kapsamında üzerinde durulan ana konu, Konya kent merkezinde yapılan ve taşıt bağımlılığı sorununa örnek teşkil eden bir uygulamadır. Uygulama, kurumun benimsediği ilkeler ve planlama kararlarına rağmen, siyasal ve bürokratik yapının kent merkezinin taşıt odaklı ulaşım anlayışı ile ele alınmasında etkili olabileceğini göstermektedir. Bu çerçevede, kentsel ulaşım planlamasının çerçevesinin ve unsurlarının, imar planlarıyla bütünleştirilerek bağlayıcı hale getirilmesi, sürdürülebilir ulaşım politikalarının hayata geçirilmesi adına öncelikli konulardan biridir.
Vehicle dependency is a great problem for city center, especially sustaining urban morphology and pedestrian accessibility. So, city centers should be handled with pedestrian-oriented transportation policies and to develop different tools for decreasing the pressure of vehicles. In this way, the most important tool is to support public transport systems for the accessible city center. Otherwise, some consequences cause difficulties for pedestrian accessibility and the effective use of public spaces. The city of Konya has experienced the problem of vehicle dependency from the 1960s. This problem has been tried to solve by different transportation policies and tools such as developing public transport systems, designing alternative roads around the city center, encouraging bicycle use and pedestrianization. However, in 2010, the road arrangement was contradictory with efforts to decrease vehicle dependency in the city center. The arrangement aiming to solve traffic congestion focused on improving the road infrastructure and linearizing the road form, which was previously safer for pedestrians. As a result, pedestrian and bicycle accidents are increased and occurring segregation between public spaces. Within the scope of the study, the transportation criteria that should be taken into consideration in the planning of the city centers have been put forward and then urban transport decisions affecting the Konya’s city center are explained in general items. The main subject of the study is an example of the problem of vehicle dependency in Konya city center. The study aims to examine the process of a road arrangement and to present the conflicts between urban transport decisions and road arrangement. The case study shows that despite the principles and planning decisions adopted by the institution, the political and bureaucratic structure can be effective in handling city center with the vehicle-oriented transportation approach.

7.Analysis of sectoral shift and change at the Turkey’s provincial level; 2010-2016
İbrahim Kavak, Bilge Armatli Köroğlu
doi: 10.5505/sjcrp.2020.25733  Pages 72 - 90
Bölgesel ekonomik gelişme alanında belli başlı faaliyetlerin neden belli bölgelerde yığıldığı üzerinde uzun yıllardır çalışılmaktadır. Ekonomik değişim içinde bölgelerin ağırlığı, rolü ve konumu da değişip, dönüşmekte, sermaye birikimi ve yığılma ile bölge sınırları da yerelden, kent bölge, mega bölge gibi daha büyük birimlere doğru evrilmektedir. Bu, daha büyük bölgesel birimlere geçiş süreci yığılma ekonomilerinin coğrafi ve sektörel boyutlarıyla ilişkilendirilerek değerlendirilebilir. Bu çerçevede makalenin motivasyonu ekonomik sektörel değişimi anlamak, bölgesel yığılmaların ve sektörel yoğunlaşmaların Türkiye iller düzeyinde coğrafi boyutunu tartışmaktır. Makaledeki temel araştırma soruları; Türkiye'de sektörler hangi bölgelerde yığılmaktadır, bu yığılmanın İBBS 3 düzeyinde coğrafi ve detaylı sektörel yoğunlaşma deseni nedir? Birden çok sektörde ekonomik başarıyı yakalayan önde gelen bölgelerde sektörel kayma ve değişim 2010 yılından 2016 yılına hangi yönde gerçekleşmiştir? olarak kurgulanmıştır. Araştırma soruları doğrultusunda 2010-2016 yılları arasında Türkiye’de iller düzeyinde shift-share analizi ile sektörel kayma ve değişim değerlendirilmiştir. Analizlerde Avrupa Topluluğunda Ekonomik Faaliyetlerin İstatistiki Sınıflamasına (NACE Rev.2) göre iller düzeyinde (İBBS3) girişimci sayıları ve ciro değerleri kullanılmıştır. Makalede araştırma bulguları, üretilen Türkiye haritaları üzerinden coğrafi ve sektörel olarak sunulmakta, sektörel yığılmaların yarattığı eşitsizlikler tartışılmaktadır. Elde edilen sektörel ve coğrafi değişim haritaları bölgesel ekonomik gelişme politikalarının geliştirilmesi için de yol gösterici olabilecek niteliktedir.
The regional economic development scholars have been working for many years on why certain activities are agglomerated in certain regions. Within the economic change, the role and the position of the regions are also changing and transforming, and with the accumulation of capital and agglomeration of activities, the boundaries of the region are evolving from local to larger units such as urban regions and mega regions. This transition process to larger regional can be evaluated by associating the geographical and sectoral dimensions of agglomeration economies. In this context, the motivation of the article is to understand economic sectoral change and to discuss the geographical dimension of regional and sectoral agglomeration at the Turkey’s provincial level. Main research questions in the article are 1) in which regions are the sectors agglomerating in Turkey, and what is the geographical and sectoral pattern of this agglomeration at provincial level (NUTS3)?; and 2) in which direction did the sectoral shift and change took place from 2010 to 2016 in leading regions that have achieved economic success in multiple sectors? In accordance with the research questions the sectoral shift and change between 2010-2016 has been evaluated with the shift-share analysis at the provincial level. In the analyses, the number of entrepreneurs and turnover values according to the Statistical Classification of Economic Activities in the European Community (NACE Rev.2) are used. The research findings are presented via geographical and sectoral Turkey maps, and inequalities of sectoral agglomeration are discussed. The sectoral and geographical transformation maps obtained are also capable of guiding the development of regenerating economic development policies.

LookUs & Online Makale