Publisher: Mersin University | e-ISSN: 2687-5101
Sketch: Journal of City and Regional Planning - S:JCRP: 1 (1)
Volume: 1  Issue: 1 - 2019
1.Cover

Pages I - III

2.Contents

Page IV

ARTICLE
3.Fourth Review on the National Physical Plans
İlhan Tekeli
doi: 10.5505/sjcrp.2019.65375  Pages 1 - 14
Türkiye’de 1850’li yıllarda başlayan modernleşme sürecinin mekândaki biçimlenişini denetim altına alma çabasının 100 yıla yakın öyküsü, bize bu çabanın en alt mevzii ölçekten başlayıp, kent ölçeğine, daha sonra bölge ölçeğine, sonunda da ülke ölçeğine tırmandığını gösterir.

1968 yılında düzenlenen 1. Milli Fiziki Plan Seminerinde, ulusun yaşadığı kalkınma/gelişme sürecinin ülke mekânında yarattığı biçimlenmeyi, var olan ulusal kalkınma planının yöntemiyle uyumlu kılarak denetim altına alabilmek amacıyla öneriler sunulmuştur.

Ülkesel fiziki plan sorununun gündemimize girmesinin ardından 50 yıl geçmiştir. Bu kısa bir süre değildir. Bu geçen yarım asır içinde müdahale etme gereksinimini duyduğumuz sorunu yaratan yapı sunum süreçleri, dolayısıyla sorunun niteliği önemli ölçüde değişmiştir. Ayrıca bu sürece müdahale biçimlerimiz konusundaki meşruiyet anlayışlarımız da değişmiştir.

Bu çalışma kapsamında, bundan 50 yıl önce önerilmiş bir çözümün ne kadar uygulanıp uygulanmadığı ya da tutarlılığı üzerinde durulmayacaktır. Çalışmanın amacı, bir tarihi muhasebe yapmaktan çok, ülkesel fiziki plan sorunu konusunda günümüzde değişen yapı sunum süreçleri ve meşruiyet anlayışımız çerçevesinde neler yapılabilir sorusuna yanıt vermektir.
Modernization effort in Turkey started as early as 1850s along with the felt need to control its spatial development. The history of this containment effort, spanning more than 100 years till 1968, demonstrates an endeavour starting from the lower scales and extending to urban scale, and then to regional level and lastly to national level.

The 1st National Physical Plan Seminar, held in 1968, has resulted with proposals aiming to control this spatial development led by the development process of the nation, by making it compatible with the with the method of the existing national development plan.

It has been more than  50 years since the notion of national physical plan entered our agenda which is not a short period of time. The structure and processes that have created the problem were already intervened in this last half century, and therefore the nature of the problem has changed significantly, as well as our understanding of legitimacy of planning and intervention processes.

The scope of this study is not to evaluate the implementation or consistence of a solution proposed 50 years ago and to make an historical evaluation. The manuscript aims to trace out possible trajectories that can be followed in accordance with the current context of national physical planning process and our contemporary understanding of planning and its legitimacy.

4.The Representation of Ottoman Social Structure on the Urban Layout
Oya Hayriye Saf, Emre Ergul
doi: 10.5505/sjcrp.2019.77487  Pages 15 - 34
Özgün yapıları ve simgesel özellikleri ile Osmanlı kentleri, kent imgesi içinde öne çıkan mimari öğeleri ile dikkat çekmektedirler. Eğimli arazilerde, tepelere ve meyillere tırmanan geniş bahçeler içinde konumlanan evlerden oluşan konut mahalleleri, duvarlarla çevrilmiş bahçe ve evler, dar sokaklar, minareler, kemerler, tonozlar, kubbeler ve bacalar kent imgesini oluşturan öğelerden bazılarıdır. Sosyo-kültürel ve ekonomik hayatın şekillendirdiği, ticari ve sosyal amaçlı alçak kamu binaları ve küçük dükkânlar, bahçeler ve dini hayatın yansıması olan derviş tekkeleri gibi diğer öğeler kent panoramasının bütünleşik elemanlarıdır.
Bu çalışmanın yöntemi Lapidus'un İslam kenti modeline dayanmaktadır. Modelde tanımlanan dört toplumsal örgütlenme kademesi; Devlet örgütü, Dinsel topluluklar, Esnaf-Ah-i örgütleri ve Mahallelerdir. İslam toplumlarında görülen bu yapı İmparatorluk dönemi Anadolu kentlerinde de karşımıza çıkmıştır. Bu örgütlenme biçiminin, Müslüman toplumlarda, hem kentsel hem de kırsal alanda toplum yaşamının temelini oluşturduğu ve kentlerin fiziksel yapısını belirlediği söylenebilir. Bu kapsamda, söz konusu modeldeki toplumsal örgütlenme kademelerinin Osmanlı kent düzenindeki temsili irdelenmiştir.
Sonuçta;
a. Vezir, subaşı ve sancak valisi gibi imparatorluk veya eyalet yönetimlerinin üst kademelerinde bulunan kişilerin gücünü temsil eden saraylar, konaklar, selatin camileri ve külliyeler Osmanlı kentlerinin odak veya referans noktaları olmuştur.
b. Dinsel farklılıkların koşulladığı, toplumun farklı bölümlere ayrılmış olması, kentsel alanda da kendini göstermiştir. Her grubun kendi mahallesinde yaşadığı bir sosyal strüktür içinde, Müslüman mahallesi, Ermeni mahallesi ve Yahudi mahallesi ayrımları oldukça nettir.
c. Esnaf-Ah-i örgütlerinin imalat ve perakende dükkanları, hanlarda, kervansaraylarda, bedestenlerde ve kapalı çarşılarda lokalize olmuştur ve bu yapılar kentlerin ticari merkezini biçimlemiştir.
d. Mahallelerin oluşumu ise kan bağına dayalı bir gruplaşmaya işaret etmektedir. Olasılıkla bu nedenle de, bir mahalledeki gelir düzeyi farklılığı sadece evin büyüklüğü ile tahmin edilebilmektedir.
Kısaca denilebilir ki, Osmanlı kentinin sosyal ve kültürel yapısı, fiziksel çevrenin oluşumunu hem makro, hem de mikro düzeyde belirlemiştir. Bir başka deyişle bu belirleyicilik, sadece kent formunda değil, bir mahalledeki evlerin ayrıntılarında bile gözlenebilmektedir.
Architectural elements and their symbolic features draw the attention in the Ottoman city image. Residential neighborhoods, consisting of houses located in walled large gardens and on hills with narrow streets, minarets, arches, domes and chimneys are the elements of this image. Other pieces; low-rise public buildings and small shops shaped by the social, cultural and economic life, gardens and dervish lodges which are the reflection of religious life are the integrated elements of city panorama.
The method of this study is based on the Islamic city model of Lapidus. Four groups of social organization defined in the model are State organizations, Religious communities, Artisan-Akhi organizations and Districts. These are seen in Islamic societies were also appeared in Anatolian cities of the empire. It can be said that this form of organization is the basis of community life in both urban and rural areas in Muslim societies and determines the physical structure of cities. In this context, the representation of social organization groups in the model, on Ottoman urban layout is examined.
As a conclusion;
a. Palaces, mansions and mosques representing the power of administration staff are the focal points of Ottoman cities.
b. The fact that the society is divided into different sections by religious differences, Muslim district, Armenian district and Jewish district are quite clear.
c. The manufacturing and retail shops of Artisan-Akhi organizations in khan sand covered bazaars, have formed the commercial center of cities.
d. The formation of districts indicates a kin-based grouping. Probably, therefore, the difference of income level can only be understood with the size of houses.
In short, the social and cultural structure of Ottoman city has determined the formation of physical environment at both, macro and micro levels, which means, both in the urban form and in the details of houses.

5.Spatial Impacts of Health System Transformation in Turkey: A Case Study in Mersin City
Sade Gültekin, Fikret Zorlu
doi: 10.5505/sjcrp.2019.21931  Pages 35 - 53
Bu çalışmada Türkiye’de sağlık tesislerini kapsayan mevzuattaki değişikliklerin Mersin kentinde sağlık tesislerinin mekânsal yapısını nasıl etkilediği incelenmiştir. Çalışmada Türkiye’deki sağlık sisteminde yapılan mevzuat düzenlemeleri ve uygulanan sağlık politikalarının hastane planlaması, tasarımı ve kullanımına ne şekilde yansıdığı araştırılmıştır. Bunun yanı sıra sağlık tesislerinin tür ve ölçeğe göre dağılımı ve zaman içindeki değişimi, kullanım oranları, ulaşım ve erişilebilirlik olanakları, çevresindeki kentsel kullanımlarla ilişkileri irdelenmiştir. Mekânsal analizlerde ise kentte bulunan sağlık tesislerinin tespiti, kent planındaki yer seçimleri, mekânsal yer değişimleri irdelenmiştir. Mersin kentinde bulunan kamu ve özel sektör tarafından işletilen sağlık tesisleri ele alınarak yapılan bu araştırmanın hastane yapılarının ulaşılabilirliği, kent ölçeğinde yüksek oranda ihtiyacı olan noktaların belirlenmesinde dikkat edilecek kriterlerin geliştirilmesine katkı sunabilir. Bu çalışmada sunulan kriterlere göre hastane yer seçimi değişikliklerinin ulaşım talebini nasıl etkilediği ve beraberinde getireceği olumlu ve olumsuz etkiler tespit edilebilir. Çalışma bulguları, hastane ölçeğindeki büyümenin hastanelerin kent merkezinden çepere doğru bir taşınmasına neden olduğunu göstermektedir.
This study investigates the impacts of the transformation of health system on the spatial structure of health facilities in Mersin City, Turkey. The research is motivated around some questions about practical implications of the health reform and the new legislation in Turkey; how health facilities are restructured, hostipal formations, location criteria, spatial distibution of health facilities. In addition, this research investigates the distribution of health facilities in the city is in accordance with their types and scale, location changes in time, occupancy rates, accessibility and their relation to the surrounding urban activities. In the case study the spatial distribution and location changes of health facilities and their relation to urban master plans are elaborated. The findings of this study conducted in Mersin City may contribute to further planning studies on identification of health facility location criteria. such as accessibility, and scale. In addition positive and negative impacts of health facility location changes and new investments can be assessed through a set of criteria provided by this research. Research findings reveal that increasing size of hospital capacity resulted in the relocation of hospitals from central place to peripheral parts of the city.

6.Evaluating Urban Green Space Accessibility: Comparing Besiktas And Sisli Districts
Semahat Ceren Say, Esin Çevik
doi: 10.5505/sjcrp.2019.98608  Pages 54 - 70
Kentsel yeşil alanların şehirlere önemli katkıları vardır. Yeşil alan miktarı ve yeşil alanlara olan erişim bu alanlardan fayda sağlanması noktasında oldukça önemlidir. Yapılan bu çalışma İstanbul’un Merkezi İş Alanı (MİA) bölgesinde yer alan; fakat farklı nüfus yoğunluğuna sahip birbirine komşu iki ilçe olan Beşiktaş ve Şişli İlçelerindeki yeşil alan erişilebilirliğini değerlendirmeyi ve karşılaştırmayı amaçlamaktadır. Çalışmada ilk olarak yeşil alanların öneminden ve yeşil alanların yeterliliği ve erişilebilirliğini belirlemek için kullanılan standartlardan bahsedilmiştir. Daha sonra, Türkiye standartlarına göre belirlenen yeşil alan yeterlilik düzeyi her iki ilçenin mahalleleri bazında kişi başına düşen yeşil alan miktarı ölçülerek incelenmiştir. Ardından, her iki ilçedeki yeşil alan erişilebilirliği, dünya standartları temel alınarak belirlenen yürüme mesafelerine göre, network (ağ) analizi yapılarak oluşturulan yeşil alan hizmet alanları üzerinden tespit edilmiştir. Çalışmada network analizini uygulama noktasında Coğrafi Bilgi Sistemlerinden (CBS) yararlanılmıştır. Sonuç olarak yapılan bu çalışmada çıkan sonuçlara göre her iki ilçedeki yeşil alan yeterliliği ve erişilebilirliği karşılaştırılmış ve değerlendirilmiştir.
Urban green areas are the physical features that provide important contributions to the city. The amount of green spaces and accessibility to green spaces are crucial for obtaining benefits from green spaces. The aim of this paper is to evaluate and compare the green space accessibility in the adjacent districts’ Beşiktaş and Şişli in Istanbul; both are located in the central business district (CBD) with different density characteristics. The paper starts with understanding the importance of green spaces and the standards that are used to determine the accessibility and sufficiency of green spaces. After that, sufficiency of green spaces according to Turkish legal standards was explored through calculating the area of green spaces per person at the neighborhood level in these two districts. Then, the accessibility of green space in Beşiktaş and Şişli was analyzed through mapping the service area of green spaces based on the walking distances that determined by the worldwide standards with network analysis. Geographical information system (GIS) is used to apply a network analysis of green space access. Finally, these two districts were compared and evaluated with each other due to the accessibility results and the green space sufficiency.

7.From Traditional Housing to the House of the Republican Period in Tarsus; Transformation of Housing Architecture through Two Examples
Meltem Uçar
doi: 10.5505/sjcrp.2019.69188  Pages 71 - 84
Bu çalışma Tarsus geleneksel konut dokusu içinde Cumhuriyet Döneminde inşa edilmiş olan iki konut yapısının mekânsal ve işlevsel biçimlenmelerinin aynı yerdeki geleneksel konut yapıları ile karşılaştırılmasını içermektedir. Tarsus tarihi konut dokusu içinde 1950'li yıllarda inşa edilmiş olan iki yapının plan şemaları geleneksel konut yapılar ile benzerlikler taşımaktadır. Bu çerçevede incelenen iki örnek yapı Tarsus özelinde konut yapılarının zaman içinde mekânsal ve işlevsel örgütlenmesinin değişim ve gelişimini değerlendirme imkânı sunmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde, Cumhuriyet öncesi ve sonrası Türkiye'de görülen konut yaklaşımları anlatılmaktadır; ikinci bölümde örnek iki yapı incelenmektedir. İkinci bölümde, ayrıca, incelenen iki yapı ile aynı bölgede inşa edilmiş Osmanlı Dönemine ait geleneksel konut yapıları arasında, mekânsal ve işlevsel örgütlenme ile strüktür ve malzeme kullanımı konularındaki benzerlik ve farklılıklar sunulmaktadır. Son bölümde, incelenen iki yapı, Tarsus yerelinde konut gelişim tarihi ve yerel mimarlık konuları kapsamında irdelenmektedir. Bu yapılar, Osmanlı döneminin sosyo-kültürel yapısına bağlı olarak tasarlanan geleneksel konut yapılarından, Cumhuriyet Döneminde gelişen mimari yaklaşımlar ve yaşam biçimine paralel olarak apartmanlaşan konut yapılarına evriminin örnekleri olarak değerlendirilmektedir.
This study includes the comparison of the spatial and functional configurations of the two residential buildings constructed in the Republican Period within the traditional residential fabric of Tarsus with the traditional residential buildings in the same place.
The plan schemes of the two buildings built in the 1950s in the historical residential area of Tarsus have similarities with the traditional residential buildings. In this context, the two sample structures examined within this study provide an opportunity to evaluate the change and development of spatial and functional organization of residential buildings in Tarsus. In the first part of the study, housing approaches before and after Republic in Turkey is presented; in the second part, two sample buildings are explained. The similarities and differences from the points of spatial and functional organization, and, structure and material usage between the two sample buildings and the Ottoman Period traditional residential buildings are also presented in the second part. In the last part, the sample buildings are evaluated within the context of housing development history and local architecture in Tarsus. These buildings are considered as examples of the evolution of housing structures from traditional residential buildings designed in accordance with the socio-cultural structure of the Ottoman Period, to the apartment buildings developed in parallel with the changed architectural approaches and life style of the Republican Era.

LookUs & Online Makale